Anasayfa
»
Tarihi Kalıntılar
» Kantara Kalesi
KANTARA KALESİ
Kralların Görkemli
Sığınağı
Asırlar boyunca Ada'da hüküm süren spoyluları saklayan Kantara Kalesi,
Kıbrıs gezinizin unutulmaz duraklarından olacaktır.

Gazimagosa sırtlarının, Girne dağlarının ihtişamıyla buluştuğu
yere yapacağınız uzun yolculuk ve tırmanışın ardından, tarihin
gizemli ve iz bırakan olaylarının en önemli şahitlerinden
Kantara Kalesi'ne varıyorsunuz. Bahar aylarının güzelliği ve
çiçek bahçesini andıran görünümüyle yaklaşık 900 yaşındaki kale,
yeni sezonla beraber ziyaretine gelen konuklarını cöertçe
ağırlar.
Gözetleme Merkezi
Çevresini saran ovalara hakim 700 metre kadar yükseklikte yalçın bir
kayalık üzerine kurulan Kantara Kalesi, ilk olarak 10. yüzyılda gözetleme
amacıyla yapıldığı sanılıyor. Kıbrıs Adası'nın tarihini konu
eden kaynaklarda Kantara'dan ilk kez 1191 yılında söz ediliyor.
Bu tarihte İngiliz Kralı Aslan Yürekli Richard adaya çıkıca,
Kendisini Kıbrıs Kralı ilan eden Bizans despotu İzak Kommnenus,
o sırada Kudüs tahtını yeğenine bırakmak zorunda kalarak
Kıbrıs'ta Richard'ın buyruğuna giren Guy de Lusignan'a
yenilmesinin ardından Kantara'ya sığınmış. Buradan da Kantara
Kalesi'nin tarih boyunca yenik baron veya kralları sık sık
duvarları arasına misafir ettiği kaynaklarda açıkça
belirtiliyor.
|
|
Kıbrıs, Lüzinyanlar tarafından satın alındıktan sonra kalede bir
takım değişiklikler yapılmış. 1371 yılında Cenevizliler Lefkoşa
ile Gazimağusa'yı alınca Kıbrıs Kralı 1. Peter'in kardeşi
Antioch'lu Prens John kaçarak Kantara'ya sığındığı görülüyor.
Daha sonra Kıbrıs Kralı 1. James (1382 - 1398 ) kaleyi yeniden
tahkim etmiş. Günümüzde görülebilen yıkıntıların çoğu Kral
James'in yaptırdığı kısımlara ait. Kalenin 1525 yılına kadar
kullanıldığı daha sonra Venediklilerin St. Hilarion ve
Buffavento gibi denizden uzak kalenin savunmasına gerek
duymayarak mekanı terk ettikleri anlaşılıyor.
İlgi çeken mimari
Kale, doğusunda girişi, 2 yanındaki kuleleriyle güçlendirilmiş biri
barbikan ile bağlıyor. Kalenin üç yanı derin uçurumlarla
çevrilidir. Bu kısmın ön duvarlarının kuzey ve güney ucunda at
nalı şeklinde kuleleri olduğu görülüyor. Ana girişten kaleye
girildikten sonra solda bir savunma kulesi, alt katı bir
zamanlar bir hapishane olarak kullanılan haç tonozlu bir oda ve
bundan sonrada mangal delikleri de olan tonozlu üç odayla
karşılaşılıyor. Bunlardan hemen sonra bir tuvalet bulunuyor.
Surların güneybatı ucunda bir gözetleme kulesinin ve bazıları
sarnıca dönüştürülmüş odaların kalıntılarıyla karşılaşılıyor.
Zirvede Buffavento Kalesiyle haberleşmek için yapılmış birde
kule bulunuyor. Girişin deniz tarafıda mazgal delikleri olan
geçit ve haç tonozlu bir odası olan kuzeydoğu kulesi yer alıyor.
Kalenin üst tarfında da bir odası bulunuyor. İşte tarihin
güzelliklerini el değmemiş doğal bir ortamda sunan Kantara
Kalesi tüm özellikleriyle, Kıbrıs'taki gezinizin unutulmaz
duraklarından olmaya hazır sizleri bekliyor.
Kaynak : Caretta
|